Eksik %1 (ya da %99)
Ekranda
%99’a kadar hızlı dolmuş ama iki dokuzu yan yanayken sevmiş de soluklanmaya
karar vermiş gibiyim. Beni izleyen ben ise, “Nasıl dolmadı! 1 saattir %99’da”
diye düşünüp, kafayı yiyedursun. Sadece beni izleyen Ben’in de ne hali varsa
görsün. (Sadece izleyip bir şey yapmadığı bir kenara; bir şeyler yapmaya
çalışanları, sırf sonuç odaklı değerlendirip tamamlanamamışlıklarını -%100 kıstasına
göre- öylece yargılayanlara öfkem büyük. İçimizdeki bu mükemmelliyetçi,
tatminsiz tarafa da dolayısıyla kızgınım.) Canı biraz soluklanmak istemiş, bir
şeyleri tam doluluk noktasına getirmek için koşturan Ben’i görmüyor, sadece
izliyor ve tüm kızgınlıklarımı hak ediyor. Ama koşturan Ben’i hak etmiyor.
Neyse, hak etmek değil mesele.
Bazı
kısımlar hızlı hızlı geçiyor bir anda. Hemen dolduğuna, tamamlanmaya
yaklaştığına sevinirken gözden kaçırdıklarımız, durup bir an soluklanmadığımız
anlar, acısını %99’da çıkarıyor. Al sana, bekle şimdi diyor. Her ne için
bekliyorsak, belki daha başka eksiklikleri de anımsayacağız o %1 eksiklik
dolmadıkça. Hızlıca dolup %99’a ulaşan zamandan daha çok şaşırtıyor, o takılıp
kalış. Tam doluluk için gereken %1, kendinden önceki onlarca %1’leri katlıyor
zamanda. Yüzlere, binlere… Nasıl dolduğunu bile anlamadan geçip karşımızda
beliren %99 ibaresi; %1’i olmadan açılmıyor, çalışmıyor, yeterli gelmiyor bir
şeylere erişmeye. O son 1, ne kadar önemli ve sinir bozucu oluyor gitgide. “Hadi,
lütfen, kapatıp yeniden mi açsam? Sonra yeni baştan… Hayııır, ikinci bir defa
bu kadar bekleyemem o son %1’i. Biraz daha bekleyeyim, nasılsa dolacak. Belki
bakmamalıyım. Başka bir şeyle mi ilgilensem? Hem böylece tekrar baktığım zaman
dolduğunu görebilirim ve belki bir sürprizmiş gibi hissettirir.” Beklenen durum
olduğunda %100’ü görmek, önümüzde açılan yeni ekran, yeni durum, bir sonraki
aşama bize hep sürprizmiş gibi hissettirebilir. Belki de hissettirmez. Hata
verir. Bu da muhtemel. Hem zaten hata vermeyecek olsaydı, bu kadar bekletmezdi
o %1. “Keşke kapatıp açsaydım. Mümkün müydü? Baştan başlayabilecek miydim, ya
da nereden bilebilirdim? Yakınıp durma! Dakikalara böl ve hızla geçen %99’un
hakkını ver. Belki de yeterince zamanını almamıştır.” Beklentini hızla
gerçekleştirdiği için, seni bir an olsun durup düşündürmemiştir. Şimdiyse %1’in
eksik olduğunu söylüyor. 99 kadarının hızı, eksik olan 1’i tamamlayamıyor.
Zaman kavramını üfürüp üzerine yeniden zaman tanımı yaptırıyor. Sadece zamanı
mı yeniden tanımlıyor? %99’a olmasa da belirli bir noktaya gelmiş, hatta belki
tam olacakken eksik kalmış bütün kısımlar yeniden yapılandırılıyor. Son
dokunuşunu bekleyen tüm düşünceler, olaylar, olgular, kavramlar, işler… Farkında
olmadan, %1’i beklenmeden bir kenara atılmış onca şey, ‘her neyse’ denildikçe
bu kadar zamandır bizi bekliyor olmuşlar. Biz eksik olan kısmın dolmasını
beklemeyi bıraktığımızdan ve unutulduklarından beri bekliyorlar. Şimdi bu
beklenen %1, bizden hepsinin acısını çıkartırcasına, bizi daha da bekletiyor.
İttifak kurmuş, bir zamanlar beklenen ama vazgeçildiklerinden sonra bizi
bekleyen, eksik kalmış bir şeylerle. Kimi somut, kimiyse soyut onca şey… Zaman
uzadıkça, %1’i beklerken teker teker hatırlanıyor. Onca şey hatırlanırken geçen
zaman, sana %99’u göz açıp kapayıncaya kadar doldururken, %1 eksiklikte zaman
kavramını yeniden sorgulatır. Derken, gece gökyüzünde yükselen ay, tam olmayışıyla
yüzümde istemsiz bir tebessüm yaratır. Belli belirsiz göz kırpan yıldız da
eksik %1’i tekrar anımsatır.
Ekranın
başında %100’ü beklerken geçen süre; içimizdeki doluluğu, olumlu veya olumsuz
bizi tam olmaya yaklaştıran her şeyi, her birimize düşündürür mü ya da neden
düşündürmez, bu apayrı bir konu. Lakin, aklımız ve duygularımız birlikte her
yüzdeyi içimize ilmek ilmek işler. Eksik kalan onlarca %1 birikir.
Tamamlanamadıkça, beklemekten de zamanla vazgeçilir. Unutulmaya yüz tutar.
Olması için onca koşturma, emek, çaba … Her şey bir anda önemsiz görülür. Niye?
Tam olmadı çünkü. O yüzden oldu diyemeyiz, sadece izleyip karar veren tarafıma
göre. Soluklandım ve hiçbir şey yapmaksızın sadece izleyip, kendince karar
veren Ben’i gördüm. Ona göre bu yazı da tam değil. Hatta %99 bile değil. Ama
eksik %1’leri öylece bekleyemem. Bu yazı sadece %1 bile olsa bekleyemem daha
fazla.
Yüzde biri beklerken
YanıtlaSilBelgüzar Gülbaş
Godot bu kadar beklenmemiştir.
Godot gelmiş yüzde bir gelmemiştir.
Hepimiz kendimizi hayatımızı tamamlayacak o doğru %1’i bekliyoruz. Sabırla %1’ i beklemek.. (Bet)
YanıtlaSilAslında o tam doluluk sanırım hiçbir zaman erişilemeyecek bir şey.. Yine de beklemek güzel. Beklerken olan şeyler de.. (:
Sil