Kelime Kaşifi
Belirip yok olan ve puntoya göre eni de büyüyen bu dikey çizgi, bir şeyler yazayım diye beni en çok bekleyen olabilir. Sabırla sürekli sinyal verir gibi. Çok bakışırız. Durduk yere sinirlenirim de arada. Ee hadi yazmayacaksan ne diye açtın, der gibi sürekli belirip yok olur. Her cümle başında-ortasında, kelime bitiminde-bitmeyişinde, kelimeleri bağlarken-bağlayamazken ya da paragraf başı yapsam mı, yapmasam mı karar veremezken. Daha ekleyeceklerim var gibiyken ama nasıl toparlayıp ekleyebilirim şimdi ben bunu, diye düşünürken… Her an benimle ve adı ne, ne deniyor bu çizgiye ya da var mı adı, bilmiyorum. Yazacak bir şey bulamadı, Word’teki belirip yok olan çizgiye taktı, diyebilirsiniz gayet haklı olarak. Bu yazıyı yayınlar mıyım acaba, diye düşünürken bile benimle valla. Hep açık bir Word sayfam var ne güzel, hep yazayım diye sinyal veren bir çizgim de var.
Evet, mesajı yine istediğim gibi
aldım, yorumladım, bir güzel polyannacılık oynadım, oynamaktayım. Gerçekten
yazmaya başlamadan önce bir değişiklik yapayım istedim. Sadece bakışmayalım
sinyal çizgimle de konuşalım kelimelerin gelmesini beklerken. Ya da birlikte
arayalım onları. Çünkü benim polyannacılık oynamayı sevmem gibi onlar da
saklambaç oynamayı seviyorlar belli ki. Tüm kelimeler bir yerdeler ve işlerini
güçlerini bırakmışlar, benimle saklambaç oynuyorlar. Zamana, mekana, Q klavyeye
yayılmışlar. Bazı hisleri, duyguları siper yapmışlar, ardına gizlenmişler. O
hisse nail olduğumda bir sürü kelime saçılıyor ortaya, koşmama gerek yok
sobelendiler çoktan. Ama bazen de koca bir sessizlik… Ya o duygunun ardında
hiçbir kelime olmadığından ya da mevcut kelimeler kifayetsiz kaldığından.
Ne yapsam, görmemiş gibi mi yapsam? Anlamlarınız büyük her harfiniz kıymetli de … Bu hissin ardında işiniz ne, yok muydu saklanılacak başka bir his, durum, olay
falan? Sorun sizde değil bende desem? Valla sizi size anlatmaya kelimeleri
beğendiremiyorum. Ne bu böyle?!
Oysa bazen öyle bir ahenkli oluyor ki bu oyun.
Hemen buluveriyorum uygun kelimeleri uygun yerlerde. Hemencecik doluyor eksik
kalan ifadenin yeri. Yarım kalmanın huzursuzluğu, burukluğu yok oluveriyor. O
ana, o ifadenin içinde hizmet eden kelimeler yerlerinde mutlular. Önündeki,
arkasındaki, sağındaki, solundaki tüm kelimeler sonsuza kadar oyun arkadaşları.
Sobelenmekten bir hayli gurur duymuşlar. Sonunda aynı cümlenin içinde bir
şeyleri ifade edebiliyor olmaktan da… Türlü benzetmelere, örneklere, tanıklara,
verilere, açıklamalara hizmet ederken de ifade edebilmek için çırpınıyorlar.
Bazen anlatımın içinde fakir kalıyorlar, bazen de oldukça zengin. Azıyla
çoğuyla oradalar buradalar sağımdalar solumdalar, hatta önüm-arkam her yerimi
sardılar. Görmek ve bulmak kadar değerlendirebilmekte, her birini ayrı ayrı
keşfedebilmekte mesele. Sanki coğrafi keşifleri başlatmış gibiyim içimde.
Beynimdeki kütüphanenin içinde sonsuz bir keşif… Her gün yenileri ekleniyor,
sonsuza dek hafıza denizimde seyahatlerim ve keşiflerim sürüyor. Hayal
denizimle yan yana hafıza denizim, birbirine dökülen denizler gibi. Ya da
okyanusla birleşen denizler gibi. Hangisi okyanus, hangisi deniz karar
veremedim henüz. Lakin birleştikleri nokta muhteşem. Sürükledikleri derinlik ve
açıklık, kaybolmanın ve rotadan sapma ihtimalinin heyecanını da beraberinde
getiriyor. Eski-yeni bütün kelimelerle karşılaşma ihtimalim artıyor. Uygun
kelimelerin bir araya getirilip farklı kombinasyon oluşturma ihtimali sonsuza
yaklaşıyor. Keşfedilip bir araya getirilecek ne çok kelime varmış, dedirtiyor.
Hepsinde bir anlama ulaşma arzusu… Öyküler yazdırıyor,
romanlar, şiirler... Yazar yapıyorlar bir kimseyi, yahut şair. Görsel
hayallerimizin resmi, kelimelerle çiziliveriyor sanki önümüzdeki tuvale. Sonra,
okuması da dinlemesi de pahabiçilemez olabiliyor. Kelimelerin birleştirici
gücüne olan inanç ateşini harlıyor. Özümüzde her birimizin birer kelime kaşifi
olabileceğini ve okyanuslara karışabileceğini anımsatıyor. Sonrası sonsuz
mavilikler altında ve üstünde bir rüyaya dalmak gibi.
Benim için başka türlü tarifi güçtü, kelimelerin
ifadeler ve anlamlar için birleşimini anlatmanın. Başlangıçta sinyal verir gibi
belirip yok olan, puntoyla orantılı büyüyüp küçülen o çizgiyle polyannacılık
oynadık. Kelimeler bulduk saklambaç oynamaya başladık, çoğaldıkça denizlere,
okyanuslara karıştık, keşfe çıktık. İnandık. Roman bile yazdık yahut yazdırabileceğini
söyledik. Adını bile bilmediğim bu belirip yok olan ya da yanıp sönen çizgi
beni nerelere getirdi. Yazımın başlığı da yapamam, sana bir isim vermeli. Fakat
yaratma işi güç o yüzden gerçekten bir adı var mı bu çizginin lütfen bilen
varsa söylesin. O zamana kadar kelime kaşifi olsun bu çizgi benim için.
Sobe! Metin imleci...
YanıtlaSilGüzel bir kelime işbirliği.
Sormak gerekir öyleyse kim bu eserin yazarı, sen mi kelimeler mi?
Hislerimin ardındaki kelimeleri sobeledim hepsini derledim, oyunları ilk keşfedenin bilinmediği gibi bu yazının yazarı da bilinmiyor. Anonim olmak da güzeldir (:
SilO zaman mevzu anonim olmakta diyebilir miyiz?
Sil