Dünya'nın Kalp Atışı
Hadi bugün, şu an biraz üst ölçekten bakalım dünyaya, yaşamımıza. Bütünden parçaya inelim. Yükseliyoruz ama stratosferden çıkmayacağız şimdilik. (Uzay yolculuğumuza biraz daha zaman var biz siviller için.) Başlıyoruz.
Az önce okuduğum bir yazıda şöyle yazıyordu: "Son birkaç yıldır gezegenimiz değişim belirtileri gösteriyor. Bunun tezahürünü bilim insanları iki alanda gözlemliyor. İlki, dönüş hızının, ikincisi de “kalp atış” frekansının yükselişi." Bu bağlamda bakmak gerekirse, dönüş hızı bize zaman kavramında birtakım değişiklikler olduğunu gösteriyor.
Geride bıraktığımız 2020 senesinde hepimiz için hayat durma noktasına gelmek üzereydi. Yapmak istediğimiz onca şey, onca plan yapılamaz olmuştu. Yılbaşında tuttuğumuz dileklere tek tek gülüyordu hayat. Ve bazı anlar oluyordu ki istediklerimizi yapamadığımız yetmiyormuş gibi zaman, ağır çekimde ilerliyormuş hissi veriyordu. Fakat dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları, 2020 yılının son altmış yıla nazaran daha hızlı geçtiğini ifade ediyor. Bunun sebebi dünyanın daha hızlı dönmesi olarak açıklanmış. Bunu kavrayabilmemiz için biraz araştırma yapmam gerekti. Dünyanın dönüş hızına bir baktım ve şöyle ufak bir alıntı bırakıyorum: "Gezegenimiz, ekseni etrafındaki dönüşünü 86.400 saniyede tamamlıyor. Biz bunu 24 saate denk gelen bir güneş günü olarak biliyoruz. Geçtiğimiz yıl, yani 2020’de, dünyamız bir rekora imza atarak tam 28 kez ekseni etrafındaki dönüşlerini ortalamadan milisaniyeler bazında daha hızlı tamamlamış." Bu durumda etkili birçok faktör var elbette; küresel ısınma, gezegenin çekirdek hareketleri, sismik aktiviteler, atmosferik basınç, rüzgâr hareketleri, hava ve okyanus koşulları, dağ erozyonu gibi.
Fakat sadece dönüş hızıyla kalmıyor dünyanın kalp atışı yani Schumann rezonansı da 7.83 Hz iken 158 Hz olmuş. Çok bilimsel bir yazıya dönüştüğünün farkındayım fakat üst ölçekten bakıyorsak eğer, kendi kalp atışımıza inmeden önce dünyanın kalp atışını dinlememiz gerekir diye düşündüm. Hoşuma da gidiyor çünkü yeni şeyler öğreniyorum. Üstelik mecaz olarak algılarız belki dünyanın kalp atışını ama 1952'den beri bilimsel bir tanımmış bu. Kısaca, yeryüzü ile iyonosfer tabakası arasında meydana gelen doğal titreşime verilen isim. Yani gezegenimiz daha hızlı titreşiyor artık. Ve bizimle birlikte bu gezegende bütün canlılar bu titreşimin etki alanında. Çünkü evrendeki her şey bir titreşime sahip. Biz insanların titreşimi ve yaydığı frekans ise dünyamızla aynı aralıkta frekanstaymış. Dünyamızın kalp atışıyla aynı aralıktayız demek oluyor bu. Bu durum hoşuma gitti. Bana uyumlu yaşamın gerekliliğini hatırlattı bir kez daha. Her birimiz bu frekanslarla etki alanları oluşturuyoruz ve dünyadaki bütün canlılar bir elektromanyetik alan oluşturarak etkileşim alanlarını derinden etkiliyor. Tam anlamıyla hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için değil mi sizce de?
Dünyanın kalp atışı ve biz uyum içindeyiz. Tabi normal koşullar altında böyleyiz. Normal olmayan ama hayatımızdan çıkarmanın artık çok zor olduğu şeyleri düşündürüyor bu bana. Hepimizin bildiği şeyler; cep telefonu, televizyon, bilgisayar..vb. Bunlar bizim dünyayla uyumumuzu etkileyen en bilindik olanları. Fakat bırakmıyoruz. Tasarlandığımız şekil bir uyum gerektirirken ve ekolojik konulu birçok konuşmanın temelinde 'uyum içinde yaşamak' en net çözüm iken yine uyumsuz yaşamayı sürdürüyoruz. Biliyorum artık çok geç dünya ilerliyor teknoloji gelişiyor diyorsunuz. Kopamayız o gelişimlerden, o zaman da çağın gerisinde kalırız.
Dünya bu değişimin farkında. Onun da kalp atışını etkiliyoruz. Ve bir gerçek daha var. Bu değişime uyumlanabilmek için yine en güçlü araç kalbimiz. Kalbin zekası ve kalbin sezgileri beynimizin yaydığı frekanstan kat kat güçlü.
Hepimiz biliriz sevginin enerjisini, değişim gücünü. Bu bilinç son zamanlarda oldukça yayıldı. Uygulayabilene aşk olsun. Ama gerçekten aşk olsun! Zorlaştıran şeyler çok fazla çünkü her an sınanıyoruz, dengemizi bozan şeyler tarafından. Hani az önce bahsettiğim, dünyamızın da titreşimini, kalp atışını etkileyen şeyler bizi de etkiliyorlar... Bu yükselen ve değişen frekans uyumlanmanın en doğal yolu, sevginin frekansını yakalamaktan geçiyor. Sevginin yüksek frekansı!
Zor gibi görünüyor fakat anlaşılır bir şekilde irdelersek bu frekansı yakalamak hiç de güç değil. Öncelikle sevginin yüksek frekansını yakalamanın gerçekte nasıl olabileceğine değinelim. Kast ettiğim şey, sevgi enerjisini benimsemek ve onu kaynak olarak yaşayabilmek. Bu bizim varoluşumuzun temeli. Yaşamı algılayıp ona uyumlanabilmek için neden algılayış biçimimizi tanımlamasın?
Hepsinin temelini yaşamı algılayış biçimimiz şekillendirmiyor mu zaten? O halde neden bunun merkezine sevgiyi yerleştirip filizlenecek diğer duygulara onun özünü referans vermiyoruz? Hayatın bize sunduğu birtakım olayları nasıl algılıyoruz, nasıl hisler uyandırıyor bizde, nasıl tepki veriyoruz bu olaylara? Önce buraya bakmalı çünkü algı biçimimizin yarattığı enerji, tepkilerimizi oluşturmakta.
Belki iki yerde kullanmalıyız sevgiyi. Birincisi temelde, ikincisi algılarken bir süzgeç olarak. Dünyanın hızlanan titreşimine sebep olan olumsuzlukları süzebilmemiz için. Bizi etkileyen olumsuzlukların algı kanallarımızı tıkamasını önlemek için. Yine, enerjimizi temele yerleştirdiğimiz sevgiden almamızı sağlayan yollarımızın açık kalabilmesi için.
Sevgiden kaynak alıp yaşamımızı sürdürdüğümüzde olumlu değişimleri vücudumuzda, zihnimizde ve ruhumuzda hissetmemiz kaçınılmaz olacak. Gerçek potansiyelimizle bağlantı kurduğumuzu düşünün; daha yüksek yaratıcılık ve daha yüksek bilinç...
Bu kadar yazıp da ne yapabiliriz nasıl yapabiliriz kısmını boş bırakırsam belki haksızlık etmiş olurum. Bu kadar zaman belki sadece okumuş ve sadece bir an güzel hissetmiş olursunuz. O halde, ne yapmalı?
Her şeyden yüksek frekansa ve enerjiye sahip kalbimizle bağlantıya geçmeli önce. Sadece sevgi ve aşk olarak sınırlamadan, göğsümüzdeki yüksek enerji olarak tanımladığımızda hakkını vermiş oluruz kalp enerjisinin. Yaratımın kaynağı kalp, temeli sevgi... Şimdi daha anlaşılır oldu.
Pek huyum değildir; şöyle yapın, böyle yapın diye yazmak. Bundan ziyade ben anlatayım, siz istediğinizi hissedin isterim. Fakat bir yol ayrımı gibi hissediyorum, dünyayla uyumsuzluğumuz konusunu. Bu yüzden bir istisna yaşayabiliriz ve yazımın devamına birkaç öneri cümlesiyle devam edebilirim. (Tabi bunları hayatımda uygulayacak olmanın heyecanını ve etkilerini de anlatırım sizlere daha sonra.)
İlk olarak uyumlu olmamız gereken ortama yani doğaya yüzümüzü dönüp hareket etmeli. Kalp enerjimizi yükseltmemiz için ilk yol bu. Titreşim hareket gerektirir. Bol bol yürümeli, koşmalı dans etmeli. Beslenme şeklimiz de önemli. Meyve sebzeler ve bol yeşillik! En azından paketlenmiş gıdalardan uzak durmalı.
Bol bol gülmeli. Bizi iyi hissettirecek insanlarla vakit geçirmeli. Kendimizi rahat hissedebileceğimiz ve birlikte bol bol gülebileceğimiz insanlarla...Ağlamalar da olur elbette ama gülün daha çok (: Kısacası, keyif almak önemli.
Düşündüğümüz, söylediğimiz, hissettiğimiz her şey gerçekliğimiz olabilir. Olumlu şeyler düşünüp güzel enerjiler yaymak kalp enerjimizi yükselecektir. Duygularımızın farkında olmak da kalbimizin hissetmemizi istediği, anlamamızı istediği konular açısından önem taşıyor. Mesela içimizde olumsuz ya da kötü bir his var, kalbimizle uyuşmayan bir sebepten kaynaklı olabilir. "Kalbimin fark etmemi istediği konu nedir?" diye sorabiliriz. Bir söz vardı: 'kalbimin arzusu ve enerjisiyle hizalanmak'...
En önemlisi şükretmek. Eksiklerimize hayıflanmak yerine elimizdekiler için şükretmek... Minnet duygusunun gücü kalbimizin enerjisini yükseltsin.
Ve başkalarına yardım etmekle geri dönüşümü başlatmak. Mutlu etmek ve nazik davranmak da büyük bir yardım. Evrene gönülden verdiğimiz her şey bize mutlaka geri dönecektir. Kalbimizin enerjisini yükseltmek için başkalarına karşı sevgi, empati, şefkat ve merhametimizi hissettirmeliyiz. Paylaşmalıyız.
Kendimizi affedip önce kendimizi sevmekle başlamamız gerektiğini de eklemeliyim. Kendimize kızdığımız ne varsa, ne yanlış yaptıysak deneyim olarak kabul edip affetmeliyiz. Kendimizi sevebilmek için bu ilk adımı attığımızda sevginin kendisinin BİZ olduğumuzu anlamaya da başlarız. Uyumlanmanın başlangıç kilidini açarız böylece. Kendimizi muhteşem bir akış içinde, daha önce yapmalıymışım diyebileceğimiz, yaşamanın farklı bir boyutunda göreceğiz.
Dünyanın titreşiminden ve yaydığı frekanstan kendimize, dünya ile aramızdaki uyuma ve kalbimizin enerjisine iniş serüvenimiz burada noktalanıyor. Fakat kilit açıldı ve bu yazı, birçok başlangıcın vesilesi olabilir. Yeni şeyler öğrendim bu yazı sayesinde. Birlikte öğrenmiş olmanın gururunu ve heyecanını yaşıyorum. Kalp enerjim beni size ve evrene yakınlaştırdı, hissediyorum. Kalbimizi güzelliklere açıp o güzelliklerin farkında olduğumuz günler bizimle olsun.
HAYAT FANİ ÖLÜM ANİ HER SANİYENİN DEGERİNİ BİLMEK GEREKİR
YanıtlaSilTüm gün içimde olan huzursuzluğum geceyede yansıyıp beni uyutmazken kendimi yine burda buldum. Tesadüfen mi yoksa kalbimin enerjisiylemi bu yazıya denk geldim bilmiyorum ama ben kalbimin enerjisinin beni çektiğine inanıyorum. Okudukça kendimi rahat hissettim kalbim sevgiyle doldu tekrardan hoop dünyaya enerjimi yolladım bile :) Ayrıca güzel ve aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler.. (Bet)
YanıtlaSilBiz.. Her birimiz bir bütünüz. O enerji şimdi bana da ulaştı ve bambaşka bakmamı sağladı yeniden (:
Sil