Mini Önsöz

 


   Bu önsöz mantığı kitaplardan önce oluyor farkındayım (Hatta bazen abartılır ve kitaba da bir türlü başlayamayız, sıkılırız. Parantez içinde parantez; bunlar hep Oğuz Atay etkisi. Parantez içinde parantezi kapatıp mini önsözüme geçiyorum nedenlerimle birlikte.). Fakat ben de mini önsöz yazmalıydım. Çünkü içimdeki yazma isteği ve nasıl sorusu çarpışınca bu yazı (Gökteki Tüm Yıldızların İlki) gibi başlangıcı farklı, sonucu farklı bir metinle karşılaşıyorum. Ve bu metin sadece benim defterimde benimle kalacak olsaydı açıklama yapmaya da gerek duymazdım.

   Yazımı gece yazdım. Şimdi o gecenin sabahındayım. Bugün içinde yazımı düzenleyip paylaşmayı düşünüyorum.

   Farkında olduğum şeyler var, yazımla ilgili. Başlangıçta yazma isteğime uyup da yazdığım giriş paragrafı plansız ve anlık hayal gücümün/ hayalperestliğimin ürünü. Gelişme paragrafları ve sonuç ile düşünüldüğünde son derece uyumsuz gelecektir sizlere de. Hatta etkilendiğim bir sözü yazımda alıntı yapabilmenin yolunu ararken pek de cuk diye oturmayan bir yerde yazıvermişim. Şimdilik ricam, bu gibi hatalarımı mazur görün lütfen. İçimdeki isteği susturmadan yazmak ve beni nereye götüreceğinden habersiz, son cümlemin noktasını koyana kadar bunu heyecanla sürdürmek istiyorum. Bilinmezliğin heyecanına kapılmak beni nerelere götürebilir, yazılarımda görmek istiyorum.

   Önsözü de uzatmak olmaz. Üstelik mini önsöz. Sonuç olarak bu bilinmezliğin cazibesine kapılıp içimdeki yazma isteğiyle arkadaş yaptım onları. Minik bir öneri de sunayım sizlere haddimi aşmadan. Bilinmezlikten korkmayın. Merak edin, bilinmez olmayı nasıl başarabiliyor?… Sonra bir bakmışsınız muhabbet ediyorsunuz.

NOT: Şu an fark ettim, telefonumun ekran resminde yıldızlı bir gökyüzü var. Aralarından bir tanesi en parlak yıldız. Günde kaç defa elime alıp o ekrana bakıp kilidini açıyorum siz düşünün (Ya da düşünmeyin, çok defa çünkü.).

Son olarak bunu da paylaşmadan edemeyeceğim sanırım. (Ama son, yemin ederim.)

Gökyüzünde ne çok yıldız var

Biri parlak, biri ürkek, biri yalnız

Diğeri sanki burda

İçimizde ne çok hırsız var

Biri aldı beni götürdü sonra sattı hem de yok pahasına

Ah, şu hırsızlar

Her gece rüyamda senin kılığında dolaşırlar

Ah, karanlıklar

Seni benden, seni dünden, seni gerçeklerden korurlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ORADA MISIN?

Hediye

Kum Saati