Kum Saati
.... "Gelmesini mi bekliyorsun?" diye sordum, yüzünü ve hüznünü şömineye dönüp saklamaya çalışan kadına. Sesi nasıl da her şeyi ele veriyordu oysa. "Şu kapıdan çıktıkları andan beri dönmesini bekliyorum. Ama geçen her anla birlikte beklediğim kişi olmaktan uzaklaşıyor. Geldiğinde, kavuşmayı beklediğim o olmayacak. Merak edilme süresi doldu benim içimdeki kum saatinde. Cam kırıldı, bir bölümden öbürüne kayıveren taneler ortalığa saçıldı. Hiçbir şeyi ölçemez artık bu saat." .... Kendi ekseninde dönüp dünyaya seslendi. "Sanki magmanın özüyüm, kraterin lavı, çarpacak göktaşı, sarsacak deprem, taşacak suyum. Korkun benden. Çünkü kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı." .... "Bu o" dedim, "kapının tanıdık gıcırtısı." Gülümsedi. "Evet ama çok geç kaldı." Okurken ve yazarken hissettiklerim çok farklıydı. Değişik duygulardı anlamından ziyade, birbirinden farklıydı. Okurken, özellikle kum saati kısmında, ben de dağılmış hissettim o kum tanele...