Bugünün
“Bugünün diliyle ne dünü anlatabilirsin, ne de yarını.” ‘Böyle kısa cümleler, içinde derin anlamlar taşır.’ düşüncesinin sarsılmaz örneği olabilir. Bu cümleyle ilk karşılaştığımda; zamanı, içinde bulunduğum anı düşündüm bir süre. Bu cümleyi yorumlayabilecek mi bugünümün dili, diye sorguladım. Aklıma ilk gelen: ‘Şu an yaşanmakta olana bakmalı o halde’ oldu. Şu anı anlamalı, değerini bilmeli ya da üç ayrı ekran kartı gerek bize. Biri dünde, biri yarında, bir diğeri de hep açık olan bugünde. Yarınla ve dünle ilgilenen arada bir açılsın ama çok geçmeden kapansın mümkünse. Takılı kalmasın geçmişte ya da daha güzel bir gelecek için yarınımı planlıyorum derken, harcamasın bugünü de. Aslına bakarsan, her zaman açık üçü de. Sen hangisine bakıyorsun, onu söyle ya da daha çok hangisine? Beklenmeyen bir soru muydu bu birden, bilmiyorum. Fakat önemli bir soru olduğunu anlatabilmem için apayrı bir zamanda, apayrı bir yazı gerekir; bu kesin. Hatta belki yazılar… Şu ana yeniden tutu...